TÜRKÇENIN 5. ULUSLARARASI SIIR SÖLENI

STRASBOURG-FRANSA

Fransanin Strabourg sehrinde yapilan bu 5. Sölen:1.si Türkiye'nin Bursa ve Konya sehrinde, 2.si Kazakistan'in Almati ve Horasan sehrinde, 3.sü Türkmenistan'in Askabat sehrinde, 4.sü Kibris'in Girne sehrinde yapilanlarin devami idi. Ilki 1992'de olmasina ragmen devami gelmis ve bu 5.si biraz daha kapsamli olarak 15-19 Ekim2003 tarihlerinde programlanmisti.

Basbakanlik ile Kültür ve Turizm Bakanliginin da destekleri ile ve tanim da amaçlandigindan siir programina bir de müzik icrasi eklenmistir. Bunlardan birincisi Kültür ve Turizm Bakanliginin “Türk Dünyasi Müzik Toplulugunun” konseri idi. Irfan Gürdal yönetimindeki Kazakistan'dan Rumeli'ye, Kirim'dan Kibris'a, genis bir cografyadan derlenen eserler seslendirilmistir. Irfan Gürdal'in, M. Ali Gevrek'in , Feryal Basyel'in yorumlari ile harika bir müzik ziyafeti çekilmistir. Bütün sanatçilarinin yorumlari ile unutulmaz bir hos sada birakmislardir, Strasbourg semalarinda. Tek tek hepsi tebrike sayan idiler.

Ikincisi, Istanbul radyosundan bir hanimefendi sanatçi, Aysun Gültekin'in konseri idi. Ustaligi ile sesi ile ve üslubu ile salonu etkisi altina alarak yogun duygusal anlar yasamasina sebep oldu. Unutulacagini sanmiyorum.

Siir programina gelince; üç temel bölüm arz etmekteydi.

Birincisi: Bilim adamlari ve edebiyatçilarin degerlendirme ve görüslerinin serdeledigi konusmalar:ki bunlar Edebiyat Tarihi ve Gelecegin Siiri konusunda yogunlasmaktaydi. Özellikle Prof. Dr. Orhan OKAY, Kazak Sair Muhtar SAHANOV, Azerbaycandan ANAR ve Ahmet OGUZ, Baskirdistandan Ravil BIKBAYEV, Bosnadan Amina SILYAK, Almanyadan Halil GÜLEL ve ABD'den Erges Uçkun önemli seyler söylediler.

Ikincisi; Siirlerin sairleri tarafindan okunmasi idi. “Bes Fasil” halinde düsünülmüstü ve adlar verilmisti.1- Cümle Sair Dost Bahçesi Bülbülü, 2- Siirimizin dogusu, 3- Siirimizin batisi, 4- Türkiye'den Esintiler ve 5- Dogudan Batidan, adli fasillar idi. Bu fasillarda sairler siirlerini okudular. Biri hariç. Bir saire, bir hanim; hanimefendilik için en güzel iki özellik iken, insanlari hayal kirikligina ugratan ve siirini bile okumayan biri hariç; tek tek her sair siiri takdire sayan ve dikkate deger yorumlarla siirin ulvî alemine tasidilar katilanlari. San'atin güzelligini yasattilar.

Saniyorum programi en ince detayina kadar ve dikkatle takip eden can alici noktalari, not alan ve gözlemleyen Yrd. Doç. Dr. Hüseyin ÖZBAY Hoca , ilgi duyanlari uzmanligi ile yapacagi degerlendirmelerden mahrum birakmaz. Mükemmel bir sonuç raporu yerini tutabilir, izlenimleri.

Bende yazimin bu bölümünde bazi notlar düsürmek istiyorum: Cahit Kaytak bir tavir sergiledi. Siir okurken görüslerini de aktardi. Mehmet A. Malas kisada olsa siiri ile beraber bir degerlendirme de .. Ali Günval, sair üslubunu ve tavrini sergiliyordu. Bahattin Karakoç, duayenligini hissettiriyordu. Erdem Beyazit sair tavrinin hos bir örnegiydi. Ihsan Isik yine topluyordu, dagarcigina yigiyordu. Ilhan Berk kaygisi sanat olan bir sairdi yine. Kamil Esfer Beski adi bende hep Divan Siirini çagristirdi. Mevlana Idris, oda öyle. Mustafa Ruhi Sirin en etkilendigim siir yorumu onun oldu. Refik Durbas iste sair diyordunuz. Rifki Kaymaz gönül adami. Ihsan Deniz tavrini hissettiriyordu. Elif Su Alkan'in imzaladigi kitabini okudum. Sevil Emirzade , siir gibi siir okuyordu. Muhtar Sahanov'u dinlemek hostu. Mustafa Miyasoglu ve Mehmet Ünal buradayiz diyorlardi.

Üçüncüsü: atelye çalismalari idi. Bes atelye olusturuldu: 1- Siirde yerellik ve evrensellik 2- Siir ve Teknoloji iliskileri 3- Siirde Dil ve Biçim sorunlari 4- Siirin ve sairin bir misyonu var midir? 5- Siirin gelenegi/gelenegin siiri. Bu konular seçenleri tarafindan saatler boyu tartisildi. Enine boyuna yorumlar yapildi. Ilk defa böyle bir etkinlige yer veriliyordu. Anlasildi ki böyle bir çalismaya daha çok zaman ayrilmali idi. Gerçekten verimli olmustu. Denemeye degmisti.

Programin son Bölümü; Ödüller ve Beratlarin takdim töreni idi:

Siirlerini okuyarak katilan sairlere özenle ve sanat ürünü anlayisi ile hazirlanmis her biri tek nüsha olan beratlari Türkiye Yazarlar Birligi Genel Baskani Dr. Nazif Öztürk bey'in sabirlari ile ve tek tek takdim edildi.

Büyük ödüllere gelince . batida 6 ciltlik Osmanli Siir Tarihi'ni yazan E.J.W. GIBB adina hazirlanan ödül; Ilhan BERK'e verildi. Yahya Kemal BEYATLI adina alan ödül, Erdem BEYAZIT'a, SEHRIYAR adina olan ödül ise Kazakistan'in Ulu Sairi Muhtar SAHANOV'a verildi bu ödüllerde maddi degeri ve sanat eseri olma özelligi olan ürünlerdi.

Emegi geçenlere ve destek olanlara “tesekkür belgesi” takdim edildi.

Bütün bu projenin tasarlanmasinda ve uygulanmasinda Türkiye Yazarlar Birligi Yönetim Kurulu ile Istanbul Subesinin emegi görülmekteydi.

Genel Baskan Sn. Dr. Nazif ÖZTÜRK , eski Genel Baskanlar; M. A. MALAS, Dr. L. SEHSURALOGLU organizasyonun yükünü yüklenmislerdi.

Ve tabi ki Türkiye Yazarlar Birligi Kurucusu halen de Seref Baskani olan D. Mehmet DOGAN ilk Genel Baskan olarak kurulustan bu güne onun varligi kuvvet ve güven demek idi. Gerçek anlamda uluslararasi bir program uyguladilar. Çok sayida ilk iç içe yasandi. Ve gerçekte içinde olmak için çabalar sarf edilen Avrupa Birliginin Baskentlerinden biri sayilan Strasbourg'a öncüler olarak sairler –sanatçilar gitti. Düsünenlere , tasarlayanlara ve basari ile uygulayanlara tebrik ve tesekkürler sunariz.

Sahsim için de sunu ifade etmek isterim. Fransa'nin Strasbourg sehrinde düzenlenen bu sölene bir “sair” olarak davet edilmenin ve Türk Siirinin ustalari ile böyle bir zamani ve mekani paylasmanin mutlulugunu yasadim. Bunu içinde özellikle tesekkür ve saygilarimi arz ediyorum.

Strasbourg Kongre Sarayinda okudugum siirimi siz degerli okuyucularima da sunuyorum:

SEVDA VURULDU

Sevda vuruldu

Ne duman ne sis

Göz-göre gün-ortasi

Sevda vuruldu

Ne yolu kesildi

Ne pusu kuruldu

Ansizin oldu

Sevda vuruldu

Ne avci ne av

Ne baskasi duydu

Bir kaynamaydi duruldu

Sevda vuruldu

Ne ki sevgi, sevda ne ki

Ruh mu nefes mi ses mi

Ne bilindi ne soruldu

Sevda vuruldu

Mehmet Adil OYMAK